Yabancı dillerden bizim dilimize geçmiş kelimeleri nasıl telaffuz ediyoruz veya nasıl telaffuz etmeliyiz, hiç düşündünüz mü? Bu konuyu hem bir Türkçe öğretmeni hem de ana dili Türkçe olan sıradan bir insan olarak ele alacağım.
Dillerin birbirinden kelime alması veya birbirine kelime vermesi çok doğal bir şeydir ve her dilde görülür. Asıl mesele kelime alındıktan sonra insanların onu nasıl kullandıkları, nasıl gördükleri ve hangi anlamları yükledikleridir. Bu yazıda özellikle nasıl kullandıkları üzerinde durarak telaffuz üzerine konuşacağız. Ülkemizde bazı insanlar, yabancı bir kelimeyi tıpkı orijinalindeki gibi okumak ve kullanmak istiyor, bunu bir nevi üstünlük olarak algılıyorlar. Kelimeyi farklı kullanan veya telaffuz eden birini gördüklerinde onları küçümsüyorlar. Oysa bu çok yanlış bir algı. İnsanlar doğal olarak yabancı kelimeleri kendi dillerine uyarlamak, o kelimeyi kendi bildiği şekilde telaffuz etmek isterler. Örneğin bir kitap mağazası olan D&R kelimesini ele alalım. Benim ana dilim Türkçe olduğu için bu kelimeyi otomatik olarak ‘‘de re’’ şeklinde okumak isterim ve bunda hiçbir sakınca görmem. Hatta herkesin bu şekilde okuması beni mutlu bile eder. Çünkü bu durumun çok doğal ve güzel bir şey olduğunun bilincindeyim. Ancak benim bu şekilde telaffuz ettiğimi gören bazı kişiler beni ‘‘varoş’’ ‘‘geri kalmış’’ vb. ifadelerle nitelendirerek kendileri ağızlarını yayarak ‘‘di en ar’’ şeklinde telaffuz edebilirler.
Açık konuşmak gerekirse gerçek varoşluk, başka bir milletin kültürünü ve dilini aynen kopyalamaya çalışarak kendi dilini ve kültürünü küçük görmektir.
Başka milletler, kendi dillerine geçen kelimeleri mutlaka bir şekilde değiştiriyor ve kendine uyarlıyor. Yabancı bir kelimeyi telaffuz edecekleri zaman mutlaka kendi ana dillerinde telaffuz ediyorlar. Bir İngiliz, Ankara kelimesini gördüğünde ‘’enkıra’’ yoğurt kelimesini gördüğünde ‘‘yo-gırt’’ diye okuyor ve hiç kimse onu küçümseyerek farklı şekilde okumasını istemiyor. Çünkü bunun ne kadar normal olduğunun farkında oluyorlar. Öyleyse neden biz de yabancı kelimeleri kendi dilimizdeki gibi telaffuz etmeyelim ki? Bunda ne sakınca var? Elbette isteyen istediği gibi okuyabilir ama burada anlatmak istediğim en önemli şey bir kelimeyi kendi dilimizde telaffuz etmenin ne kadar doğal olduğu.
Dil, bir milletin kimliğini oluşturan en önemli unsurdur. Dilimiz bize aitse dolaylı olarak o dilin tüm kuralları da bize aittir. Her insan bu kuralları doğduğu andan itibaren otomatik olarak edinir ve hayatı boyunca kullanır. Dolayısıyla şartlar ve kelimeler değişse bile bu kurallar sabit kalır. Bu kuralları değiştirmeye çalışmak o dilin yok oluşuna kadar korkunç bir boyuta ulaşabilir.
Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.
Mustafa Kemal Atatürk
Samet Mutlu
Leave a comment