Anlaşabiliyor musun Kendinle

Sakın pembe bir fil düşünmeyin! Ne yaparsanız yapın ama pembe bir fil düşünmeyin!

Muhtemelen düşünmeyin dememe rağmen hepinizin aklında aniden pembe bir fil kendiliğinden belirdi. Bu sizin isteğiniz dışında otomatik olarak oldu. Peki nasıl, düşünmemeniz gereken bir şeyi beyniniz neden aniden düşünüveriyor? Size ait bir organ nasıl sizin iradeniz dışında hareket edebiliyor? Basit. Neyi düşünmemeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Bunu daha sonra açıklayacağız. Beynimizin bunu otomatik olarak ve kendiliğinden yaptığını biliyoruz. Peki ya bu işi inada bindirirsek ve ısrarla beynimizi zorlayıp o pembe fili düşünmemeye çalışırsak ne olur? Yani beynimizin bir anlık bir refleksini inatla bastırmaya çalışırsak sonuç ne olur? Hangimiz kazanırız biz mi, beynimiz mi? Biz ve beynimiz iki ayrı kişi miyiz? Bunu da daha sonra açıklayacağız. “Böyle basit bir şeyi neden inada bindireyim bırakayım beynim ne yaparsa yapsın.” Diyebilirsiniz, elbette haklısınız. Ancak örneğimizi birazcık değiştirirsek belki fikriniz değişebilir. Diyelim ki hiç yaşamak istemediğiniz bir şey yaşadınız ve bu sizde kötü bir anı bıraktı. Beynimiz evriminin bir sonucu olarak sizi hayatta tutma dürtüsüyle bu kötü anıyı tekrar tekrar zihninizde canlandırmaya başladı. Üstelik bununla da yetinmedi, senaryoyu genişletti ve daha korkunç bir hale getirdi. Aslında bunu yapmasının sebebi beyninizin sizin düşmanınız olması değil, sadece aynı kötü şeyi tekrar yaşamanız durumunda size neler yapmanız gerektiğini önceden düşündürmek istiyor. Konumuza dönecek olursak; bunları bilmediğinizi ve bu kötü düşüncelerden kurtulmak istediğinizi düşünelim. Siz düşünmemeye çalıştıkça beyniniz daha fazla düşünecektir. Çünkü daha önce de söylediğimiz gibi neyi düşünmeyeceğinizi düşünüyorsunuz. Bunu çok basit bir örnekle açıklayalım. Bir çocuğa, sakın “masa” kelimesini cümle içinde kullanma! diye tembih ettiniz ve sonra şunu sordunuz: Hangi kelimeyi cümle içinde kullanmayacaksın? Çocuk da size “masa” kelimesini kullanmayacağım dedi. Ve otomatik olarak kullanmış oldu. İşte beynimizin çalışma sistemi tam olarak bu. Önceki konumuza tekrar dönelim kötü anılarınızı düşünmemek konusunda inatçı davranmanız gayet normal çünkü kötü düşüncelerimiz bizi rahatsız ve huzursuz ederler. Gün içinde yaptıklarımızdan keyif almamızı engellerler. Peki bu inatçılığın yani beyninizle girdiğiniz bu savaşın sonucunda kazanma ihtimaliniz var mı? Maalesef hayır, tıpkı pembe fil örneğindeki gibi beyniniz ısrarla bunları düşünecektir. Tüm bunlardan bahsettikten sonra savaş dediğimiz şeyin iki tarafı olması gerektiğini hatırlayalım ve daha önce sorduğumuz ikinci soruyu cevaplayalım. Beynimiz ve biz iki ayrı kişi miyiz? Tabii ki değiliz ancak tüm organlarımızın görevi bizi hayatta tutmaktır. Kalp; bunu kan pompalayarak yapar, böbrekler zehirli maddeleri süzerek, ve beyin kötü şeyler düşünerek. Evet yanlış duymadınız durum tam olarak böyle. Beynimizin çalışma mekaniği bu şekildedir. Yani tüm organlar gibi o da doğası gereği yapması gerekeni yapıyor. Uzun lafın kısası beyninizle girdiğiniz bir “savaşı” kazanmanız mümkün değildir. Bunun yerine onu anlamayı ve onunla dost olmayı deneyin. Düşüncelerinizi ısrarla kontrol etmeye çalışmayın bırakın gökyüzündeki bulutlar gibi geçip gitsinler. Hem ne derler; siz düşünceleriniz değilsiniz, düşünceleriniz sadece beyninizin bir ürünü. O yüzden hepiniz kendinizle iyi anlaşın.

Samet Mutlu

Leave a comment